15 Eylül 2014 Pazartesi

Okul Çocuklarında Beslenme

0 yorum
Okullar açıldı. Peki okul dönemimizde çocuklarımızın beslenme alışkanlıkları nasıl olmalı? Öğr. Diyetisyen Deniz Zünbülcan yazdı.
Besin gruplarını et grubu,süt grubu,sebze ve meyveler,tahıllar olarak 4 gruba ayırabiliriz.Çocukların bu 4 besin grubundan yeterli ve dengeli tüketmesi gerekmektedir. Besin grupları faydaları ve çocuklarınızın tüketmesi gereken miktarlar şöyledir:
ET GRUBU: Bu grupta kırmızı et, tavuk eti, hindi eti, balıketi ve diğer deniz ürünleri yer almaktadır. Et grubu denildiği zaman aklımıza et dışında yumurta, kuru baklagiller, yağlı tohumlarında gelmesi gerekir çünkü bu gıdalarında protein oranları etler kadar yüksektir. Et grubu protein içeriği ile çocuğunuzun büyüme ve gelişmesinde önemli bir yer tutmaktadır. Aynı zamanda B vitamini ile sinir sistemine olumlu etkileri olacaktır. Çocuğun kurubaklagil tüketmesi yeterli posa alımı için önemlidir.Günlük 2-3 köfte kadar et, tavuk, balık ya da hindi tüketilmelidir, haftada 3-4 defa yumurta ve haftada 3-4 defa bir porsiyon kurubaklagil tüketilmesi büyük önem taşımaktadır.
SÜT GRUBU: Bu grup süt, ayran, yoğurt, kefir, peynir gibi gıdaları içerir. Protein içerikleri yüksektir bu nedenle çocuğunuzun büyüme ve gelişmesine katkı sağlayacaktır. Süt grubu kalsiyum minerali için iyi bir kaynaktır ve diş, kemik sağlığı gelişimi ve korunması için önemli bir gruptur. Genel olarak her çocuğun günde 2-3 su bardağı süt ya da yoğurt bunun yanı sıra 1 kibrit kutusu kadar da peynir tüketmesi gerekmektedir.
EKMEK VE TAHIL GRUBU:  Bu grup ekmek, makarna, bulgur, pirinç gibi gıdaları içermektedir. Karbonhidrat içeriği yüksek olan bu grup günlük enerjimizin karşılanmasında önemli bir yer tutmaktadır. Rafine olmayan tahılların B vitaminleri ve posa içeriği dikkatimizi çekmektedir. Günlük tüketilebilecek miktarlar: 4-6 orta dilim ekmek yani yaklaşık 200-300 gram ekmek, bir porsiyon makarna-pilav (6-8 yemek kaşığı) ya da 1 orta dilim börek ve 1 kâse çorba. Bu miktarlar çocuğunuzun kilosu dikkate alınarak bir uzman desteği ile düzenlenmelidir.
MEYVE VE SEBZELER: Renkleri ile bizleri kendilerine çeken meyve ve sebzeler zengin vitamin ve mineral içeriği ile sağlığımıza sağlık katmaktadır. Özellikle C vitamini içeriği ile dikkatimizi çeken meyve ve sebzeler bağışıklığı güçlendirici ve cilt problemlerini önleyicidir. Posa içeriğinin de yüksek oluşu çocuklarınızı sindirim sistemi rahatsızlıklarından koruyacaktır. Günde mutlaka en az 5 porsiyon meyve ve sebze tüketiminin çocuğunuzun sağlığına olumlu etkileri olacaktır.
Çocuk okula gitmeden mutlaka kahvaltı yapmalıdır.Bütün bir gece süren açlığın arkasından vücuda enerji sağlamak,vücudu çalıştırmak için kahvaltının önemi büyüktür.Kahvaltı yapılmadığı takdir de dikkat bozukluğu,performansta azalma,baş ağrısı gözlenebilir.Yani okul başarısını kahvaltı büyük oranda etkilemektedir.
Bir gün boyunca çocuğun zihinsel ve fiziksel fonksiyonlarını en iyi seviyede yapabilmesi için ana ve ara öğünlerinin düzenli kontrolü gerekmektedir.Şeker,asitli içecekler,cips,çikolata yerine kuru yemiş,meyve,ayran,süt,ekmek arası peynir domates yeşillik tercih edilmelidir.Aynı zamanda açıkta satılan besinleri tüketmek sağlık açısından sakıncalıdır,temiz ve güvenilir olmayabilir. Çocuğunuzun yanına ara öğünlerini ve ana öğünlerini vermeniz iyi bir çözüm olacaktır. Bu nedenle beslenme çantası büyük önem taşımaktadır bu noktada karşılaşabilecek bir sorun ise çocuğun kendisini arkadaşlarına karşı kötü hissetmesi olacaktır. Bu nedenle okul yönetimi ve aileler arasında sıkı bir bağ olmalıdır. Ebeveynler sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşama konusunda bilinçlendirilmelidir.  2011 yılında Milli Eğitim Bakanlığı da bu konu ile ilgili çalışmalara başlamıştır ve okul kantinlerini denetim altına almıştır. Amaçlarının ise kantinlerde zararlı gıdaların olabildiğince az satılması ve her okulda diyetisyenin görevlendirilerek çocuklarında ailelerinde bilinçlenmesi olduğunu belirtmişlerdir.
Çocukların aynı zamanda fiziksel,zihinsel ve duygusal açıdan gelişmesi için spor ile ilgilenmeleri de önemli bir yer tutarken çocuğa temizlik eğitimleri de verilmesi önemlidir.
Tüm çocuklara başarılar diliyorum.
kaynak http://www.gencgelisim.com/
Haberin Devamı ►

Yeni trend: Yeşil bina sertifikalı gayrimenkul

0 yorum
Çevre Dostu Bina Sertifikası Lideri Altensis çevre dostu olmayan binalar konusunda uyarıyor.
Altensis’in Kurucu Ortağı Serkan Emin, inşaatında bile çevre dostu malzemelerin kullanıldığı yeşil binaların, enerji tasarrufu, gri suların kullanımı, yenilenebilir enerji sistemlerine yer vermesi gibi çeşitli üstünlüklere sahip olduğunu dile getiriyor. Serkan Emin bunlar arasında Türkiye’nin mevcut iklim ve ekonomik koşulları düşünüldüğünde suyun ve enerjinin tasarrufuna yönelik önlemlerin hayati önemde olduğunun altını çiziyor. Tek Bir Reçete Yok Ama Ortak Amaç Çevre! Bununla birlikte yeşil binalar için tek bir reçete bulunmadığına işaret eden Altensis Kurucu Ortağı Serkan Emin “Binanın fonksiyonuna, büyüklüğüne, bulunduğu yere ve tamamlanma biçimine göre değişik kriterler belirlenebilir. Mesela şehir merkezindeki bir bina, toplu taşımaya ve çeşitli sosyal donatılara yakınlığı gibi kriterlerle ön plana çıkarken, yeterli miktarda yeşil alana sahip olmayabilir. Bunun tam tersi şehir dışında geniş yeşil alanlara sahip bir bölgedeki bina ise, kullanıcılarına sunduğu bitkilendirilmiş alan, doğal yaşamın korunması ve yenilenebilir enerji kullanımı gibi özelliklerle ön plana çıkarken, ulaşımla ilgili gerekli özellikler konusunda zayıf kalabilir” yorumunu yaptı.
Yine de tüm yeşil binaların ortak amacının, çevreyi korumak olduğunu dile getiren Serkan Emin, söz konusu binaların çevre, kullanıcılar ve yatırımcılar bazında ortaya koyduğu farklılıkları şu başlıklarla özetledi: – Daha Az Su Tüketir Yeşil binalarda kullanılan su armatürleri sıradan binalardaki armatürlere kıyasla %50 ila %70 daha az su tüketir. Böylelikle, şebekeden veya diğer kaynaklardan kullanılan su miktarı önemli seviyede azaltılmış olur. Yeşil binalarda bahçe sulamasında kullanılan sulama sistemi damla sulama gibi verimli sistemlerdir. Böylelikle, sıradan binalardaki konvansiyonel sulama sistemlerine kıyasla %50 seviyelerinde su tasarrufu sağlanabilir. – Hanelerin Enerji Faturalarını Düşürür Yeşil binalar sıradan binalara kıyasla %25 ila %50 oranında daha az elektrik, doğal gaz veya diğer enerji kaynaklarını tüketirler. Böylelikle, binanın enerji tüketimi ve masrafları önemli oranda azalmaktadır.
Yenilenebilir Enerji Sistemlerine Sahiptir Yeşil binalar sıradan binalarda bulunmayan yenilenebilir enerji sistemlerine sahiptir. Güneşten veya rüzgardan veya jeotermal enerjiden veya benzeri yenilenebilir enerji kaynaklarından faydalanarak tükettiği enerjinin bir bölümünü kendisi üretir. Böylelikle, tükettiği enerjinin bir kısmını bedavaya mal etmektedir. – Peyzaj Bitkisi Yerel İklime Uygundur Yeşil binaların sıradan olan binalara nazaran yeşil alanları daha fazladır ve peyzajında kullanılan bitkiler yerel iklime uygun ya da uyum sağlamış bitkilerdir. Böylelikle, mevsim yağmurları ile su ihtiyaçlarının büyük bir kısmını doğal olarak sağlarlar. İlave sulamaya ihtiyaç asgari seviyededir. – Yağmur Suyunu Geri Kazanabilir Yeşil binalarda bina arsasına düşen yağmur suyu geri kazanılıp tekrar kullanılabilir. Lavabo, eviye, duş gibi giderlerinden elde edilen “gri su” arıtma sisteminden geçirilerek temiz su olarak geri kazanılır ve tuvaletlerde, pisuvarlarda, bahçe sulama ve otomobil yıkamada kullanılır – Işık Kirliliğine Yol Açmaz Yeşil binaların çevre ve peyzaj aydınlatmaları ışık kirliliğine yol açmayacak ve enerji tasarrufunu azami ölçüde sağlayacak şekildedir.
Ozon Tabakası İle Dosttur Yeşil binalarda bulunan klima cihazları, buzdolapları, derin dondurucular gibi soğutma ekipmanlarında kullanılan soğutucu akışkanlar (soğutma gazları) atmosferimizdeki ozon tabakası ile dosttur. Yeşil binaların sıradan binalara göre sera gazı salımları %25 ila %50 seviyesinde daha düşüktür. Böylelikle, yeşil binaların karbon ayak izi sıradan binalara göre çok daha küçüktür ve çevreye dosttur. Atmosferimizdeki sera gazları miktarının artışına sebep olmaz ve küresel ısınmanın yarattığı etkileri asgari seviyeye çekmede yardımcı olur. – Çalışan Verimliliğini Artırır Ofis binalarında işyeri kaynaklı hastalıkların azaldığını, devamsızlığın ve işten ayrılmaların azaldığını, çalışma veriminin arttığını; hastanelerde kalma sürelerinin azaldığını, okullarda sınav sonuçlarının iyileştiğini ve devamsızlıkların azaldığını gösteren birçok akademik ve sektörel çalışma ve rapor sonucu görülebilir. ABD’de ofis binalarında yapılan çalışmada birçok firmanın eski binaları ve yeni yeşil binaları karşılaştırılmış, buna göre yeşil binaya geçen firmaların ekonomik faydalar haricinde işe devamsızlık ve işten ayrılma oranlarında %20 ila %30 arasında azalma gibi çalışan performansına yönelik pozitif sonuçlar ortaya koyduğu tespit edilmiştir.
İlaveten, standartların üzerinde taze hava ve insan sağlığına zararlı olmayan boya, yapıştırıcı, dolgu malzemeleri sayesinde sağlıklı ve hastalık risklerini asgariye indiren yaşam alanları; günışığından faydalanılması sayesinde yüksek seviyede ferahlık duygusu ve psikolojik fayda, konfor standartlarına uygun ısıtma ve soğutma yapılması sayesinde tam konfor seviyesinde sıcaklığa sahip yaşam alanları gibi artıları bulunmaktadır. – Ticari Gayrimenkulde Operasyonel Maliyetler Azalır Oteller gibi ticari gayrimenkullerde operasyonel maliyetler yüzde 50’ye yakın azalmaktadır. Örneğin doluluk oranları normal oteller kıyasla daha fazla olan yeşil otellerin yüzde 70’ininenerji maliyetleri yıllık ortalama %15 düşüyor. Yatırımcıların % 70’inden fazlası mülk değerinde ortalama %11, bina yatırım geri dönüşlerinde de ortalama % 15 artış olduğunu aktarıyor.
kaynak http://ekonomiajandasi.net/
Haberin Devamı ►

Hayretengiz Sayı: "e"

0 yorum
Temel kaideleri ifade etmeye yarayan yapıtaşı mesabesindeki sabit sayılar, birçok bilim dalında kullanılır. Kâinatta umumî bir âhenk ve hassas bir ölçü olduğunun işaretlerini veren bu sabitlerden bazıları; gizemli π ve "e" sayılarıdır. π neredeyse 4.000 yıllık duruşuyla en parlak sayı olsa da, onu bile imrendirecek hususiyetlerle donatılmış "e" sayısı da çok dikkat çekicidir. Bu sayı, kuantum fiziğinden ekonomiye, nano teknolojiden uçak mühendisliğine kadar pek çok sahada, ya logaritmanın (logex = lnx) tabanında yer almakta veya doğrudan kullanılmaktadır. "e" sayısının hayretengiz özelliklerinden biri, y = ex fonksiyonunun türevinin kendisine eşit olmasıdır. Nehirlerde kirlilik yoğunluğunun düşürülmesi, nüfusun tabiî artışı-azalışı, ev içi sıcaklık dağılımı, roketin uzaydaki hızının belirlenmesi, ilâcın kanda emilme seviyesinin ölçülmesi gibi günlük hayatımıza doğrudan akseden hâdiseleri açıklayan matematik modellerde, "e" sayısı vazgeçilmez hâle gelmiştir. Ayrıca, gök cisimlerinin atmosferindeki tabakaların kalınlığını hesaplarken astrofizikçilerin kullandığı formüle bakınca "e" sayısını görürüz: 

image

Nükleer fizikte radyoaktif çekirdeğin yarı-ömrünü hesaplarken de aynı "e" formülde yerini alır:

image

Fizikî hâdiseleri açıklamak ve hayatımızı kolaylaştıran bazı uygulamaları gerçekleştirmek için başvurulan "e" sayısı ve onun ürettiği logaritmik ve üssel fonksiyonlar, çıplak gözle göremediğimiz çok büyük ve çok küçük âlemlerde cereyan eden hâdiseleri izah etmekte de kullanılmaktadır. 

Hususiyetlerle donatılmış "e" sayısının nasıl keşfedildiğini anlamak için matematik tarihinde kısa bir seyahat yapmakta fayda var. "e" sayısı da tıpkı π gibi irrasyoneldir. Yani ½ (yarım), ¼ (çeyrek) gibi iki tam sayının oranı şeklinde yazılan rasyonel (kesirli) sayılardan değildir. İlk irrasyonel sayının keşfi, milâttan önce 6. yüzyılda "Pisagor teoremi"nin bulunmasıyla gerçekleşmiştir. İnsanlık o zamana kadar saymak için 1,2,3 gibi tam sayıları, paylaşmak için de ½ (yarım), ¼ (çeyrek) gibi rasyonel sayıları kullanıyordu. Pisagor teoremi bulununca, karesi iki olan bir sayıyla yüzleşmek zorunda kalındı. Şöyle ki: Bir dik üçgenin dik kenarlarının uzunlukları a ve b, hipotenüsün uzunluğu da c ise, Pisagor teoremine göre a2+b2=c2'dir. Burada a=1 ve b=1 alınırsa c2=2 olur ki bu, hipotenüsün uzunluğunun karesinin iki santimetre olması demektir. Böylece karesi iki olan c sayısının nasıl bir sayı olduğu problemi ortaya çıkmış oldu.

Pisagorcular, kâinattaki umumî ahengin temelinde sadece tam sayıların ve onların oranlarının yani rasyonel (kesirli) sayıların bulunduğuna inandıkları için karesi iki olan sayının da rasyonel olduğunu düşündüler. Fakat karesi iki olan sayıyı, herhangi iki tam sayının oranı şeklinde göstermenin mümkün olmadığını keşfetmeleri fazla uzun sürmedi. Bu gerçek, Pisagorcuların "tam sayılar" felsefesini çökertmiştir. Pisagorcular bu durumdan korktukları için, bu meselenin bir sır olarak kalmasını istemişlerdir. Belki de bu yüzden rasyonel olmayan bu tip sayılara Lâtince "akıl dışı" mânâsına gelen irrasyonel ismi verilmiştir. Rivayete göre, en sonunda Pisagor okulunun Metapontlu Hippasos isimli bir ferdi, bu sırrı saklayamayarak dışarı sızdırmış ve bunu canıyla ödemiştir. Bu durum, hem iki tam sayının oranı olmayan ve irrasyonel denen sayıların varlığını ortaya koyarken, hem de rasyonel sayıların yalnız başına yüklendiği misyonu hafifletmiş oldu. Bu hâdiseden sonra, çoğu matematikçi bu yeni kümenin özelliklerini bulmaya ve hangi sayıların irrasyonel olduklarını araştıracaktı. 

Nihayet 17. asırda matematikte, uygulaması modern günlük hayatımıza doğrudan yansıyacak yeni bir sayı fark edildi. Bu sayıya ilk bakan ama tam olarak anlayamayan, İskoç matematikçi John Napier olmuştur. Napier, 1614 yılında "Hayret Verici Logaritma Kurallarının Tanımı" (Mirifici Logarithmorum Canonis Descriptio) kitabında "e" sabitini kullanarak hesaplar yapmıştır. "e" sayısının önemini gerçek mânâda ilk gören İsviçreli matematikçi Jakob Bernouilli'dir. Bu sayı, bileşik faizde anaparanın en fazla ne kadar katlanabileceğini anlamaya yarayacağı için ve gerçek değeri bilinmediğinden Bernoulli tarafından 1683'te yaklaşık 2,718 olarak hesaplanmıştır. İsviçreli matematik dehası Leonhard Euler 1731'de, n sonsuza gittikçe (1+1/n)n değerlerinin sabit bir sayıya yaklaştığını ispatlayıp bu sayıyı "e" ile gösterince bu mühim sayının isim babası olmuştur.

image

Yaklaşma tabiri matematikte limit kavramıyla ifade edilir ve yukarıdaki durum formülüyle özetlenir.

Euler aşağıdaki toplamın da e sayısına eşit olduğunu gösterip, e sayısının virgülden sonraki 18 basamağını hesaplamıştır. Dikkat edilirse, ilk yirmi terimin toplamı Euler'in bulduğu 2,718281828459045235 sayısını vermektedir:

image

Günümüz matematiğinde ise, "Euler sayısının" (veya diğer ismiyle "Napier sayısının") binlerce basamağı bilinmektedir; fakat en üstün donanımlı bilgisayarlar kullanılarak durmadan hesaplansa bile bu esrarlı sayının bütün rakamlarını bulmak imkânsızdır. Çünkü e'nin irrasyonel olduğu da ispatlanmıştır ve irrasyonelliğin temel hususiyetlerinden biri virgülden sonra gelen sonsuz rakamın blok hâlinde kendini tekrarlamamasıdır. Tekrarlı sayıların niçin rasyonel olduğunu daha iyi anlamak için şu misâle bakalım. Sayımız A=0,123123123...ise 123 bloğunun virgülden sonra sonsuza kadar tekrar ettiğini görürüz. Blokta 3 rakam olduğu için sayıyı 1000 ile çarparsak 1000A=123,123123123...elde edilir. 1000A ile A'nın virgülden sonrası aynı olduğu için farkları, yani 999A, 123'e eşit olur. 999 katı 123 olduğundan A=123/999 olur. Netice itibariyle iki tam sayının oranı olduğu için A'nın rasyonel bir sayı olduğunu anlarız. İşte e sayısının ondalık açılımında, irrasyonel olması sebebiyle, virgülden sonra A rasyonel sayısındaki gibi sonsuza kadar tekrar eden bir blok olmayacaktır. 

"e" sabiti, sonsuz ilim deryasının bizim düşünce gölümüze düşmüş küçük bir damlası olsa gerek. Çünkü tam sayılar sonsuz sayıda olduğu gibi, komşu tam sayı çiftlerinin arasındaki irrasyonel sayılar da sonsuz sayıdadır. Sonsuz olsalar da kâinattaki umumî âhengi açıklamaya tam sayıların ve onların oranlarının yetmediğini Pisagor ve çağdaşları anlamıştı. Günümüz insanı ise, bu konuda irrasyonel sayıların da yetersiz kaldığını düşünmekte ve diğer sayı sistemlerinin özelliklerini araştırmaktadır. Zaten kâinattaki nizamın gerçek Müellifini merak eden ve tanımaya gayret gösteren bir hakikat yolcusuna yakışan da, her bir ilim dalında O'nun (celle celâluhu) bir mübarek isminin tezahürünü aramak değil midir?!.. 

kaynak http://www.sizinti.com.tr/
Haberin Devamı ►

Bakan Avcı'dan okullarda ibadethane açıklaması Milli Eğitim Bakanı Avcı, okullarda ibadethane açılmasına ilişkin, "İhtiyaç olan okullarda açılabilecek. Ama ibadet zorunlu değil" dedi.

0 yorum
Avcı, Balgat Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'ndeki 2014-2015 Eğitim-Öğretim Yılı Açılış Töreni sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
"İbadet etmek zorunlu değil"

"İbadethaneler ilkokullardan itibaren mi kurulacak" sorusu üzerine Avcı, birçok okulda öğretmenlerin ve isteyen öğrencilerin ibadet edebilmeleri için ayrılan yerler bulunduğunu, ancak bunların genellikle bodrum katlarında uygunsuz yerler olduğunu söyledi.
Nabi Avcı, "Onu netleştirmek için yönetmeliğimizde gün ışığı alabilir yerlerde bunların açılması gerektiğini vurguladık. İhtiyaç olan okullarda bu tip hizmetler verilecek" diye konuştu.
Gazetecilerin "Zorunlu mu" sorusu üzerine Avcı, "İbadet etmek zorunlu değil" karşılığını verdi.
"Okullarda ibadethaneyi zorunlu hale getirecek misiniz?" sorusuna Avcı, "Açılabilir 'diyoruz. Açılabilir. İhtiyaç olan yerlerde açılabilir. Ama ibadet zorunlu değil" karşılığını verdi.
kaynak http://www.aktuel.com.tr/
Haberin Devamı ►

iPhone'dan yeni rekor Apple 4 milyondan fazla ön sipariş alan iPhone 6'nın yeni bir rekora imza attığını açıkladı.

0 yorum
Apple'ın son ürünü iPhone 6'nın ön siparişlerinde rekor kırıldı. Apple yaptığı açıklamada 4 milyondan fazla ön sipariş alan iPhone 6'nın yeni bir rekora imza attığını belirtti. Şirket, yeni iPhone'lara olan talebin ön sipariş için hazırlanan stoğun üzerine çıktığını beilrtti. iPhone'lar sahiplerine Cuma gününden itibaren sevk edilmeye başlanacak. Apple geçen hafta Salı günü yaptığı lansmanla iPhone 6, iPhone 6 Plus ve Apple Watch'u görücüye çıkarmıştı. Yeni iPhone'lar Türkiye'de 26 Eylül'den itibaren satışa çıkacak.

İPhone 6 bekleyenler biraz daha bekleyecek beyazbulten

kaynak www.milliyet.com.tr
Haberin Devamı ►

Dünyanın en temiz gölü Yeni Zelanda'da Nelson Gölleri Ulusal Parkında bulunan Mavi Göl, dünyanın en temiz sularına sahip.

0 yorum
Gölün 80 metre derinliğe kadar görüş alanı bulunduğu belirtildi.
Balık tutma, yürüyüş ve diğer doğa sporları tutkunları tarafından ziyaret edilen göl görenleri kendine hayran bırakıyor.















kaynak http://www.milliyet.com.tr/
Haberin Devamı ►

12 Haziran 2014 Perşembe

Musul’a havadan keşif operasyonu

0 yorum

Musul’a havadan keşif operasyonu ,Al Jazeera Türk'ün ulaştığı askeri kaynakların verdiği bilgiye göre keşif uçuşları Çarşamba günü başladı. Diyarbakır 2’nci Hava Kuvveti komutanlığından kalkan keşif uçakları Musul ve çevresinde keşif uçuşu yaptı.

Keşif uçaklarıyla birlikte Batman’daki hava üssünde konuşlandırılan insansız hava araçları da bölgeye gönderildi. Bölgeden alınan anlık görüntüler Türiye'deki merkeze gönderildi ve elde edilen bilgiler Bağdat ile de paylaşıldı. 
Kaynaklar, keşif uçuşlarının Irak hükümetiyle koordineli olarak planladığını ve yapıldığını söylüyor. Keşif uçuşlarının bugün de sürmesi bekleniyor.
Yetkililer keşif uçuşlarının olası bir operasyon için yer tespiti ve operasyon planlaması için yapıldığını aktardı. 
Diyarbakır’daki 2’nci Hava Kuvvet Komutanlığı Türkiye’nin en büyük hava üslerinden biri. Daha çok PKK’ya karşı yürütülen operasyonlarda kullanılan üs son zamanlarda Suriye sınırındaki keşif uçuşlarında da kullanılıyor.

Kaynak: Al Jazeera



Haberin Devamı ►

Berat Kandili Nasıl Geçirilmeli? Berat Kandili Ne Zaman? Berat Kandili Nedir?

0 yorum

Berat Kandili Nasıl Geçirilmeli? Berat Kandili Ne Zaman? Berat Kandili Nedir?



2014 yılında Berat Kandili Perşembe gecesine denk geliyor, günahların affedildiği ve amel defterinin yazıldığı bu kutsal geceyi 12 Haziran günü idrak edeceğiz...
Bu geceyi ihya etmek için neler yapılabilir? İşte tavsiyeler... "Sadece ferdi ve ailevi mutluluğumuzu değil, toplumsal hayatımızı, barış, huzur, dayanışma ve kardeşlik içinde yaşayabilmemizi de tehdit eden maddi-manevi pek çok olumsuzluğun yaşandığı günümüz dünyasında Kur'an-ı Kerim'deki; "Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O çok bağışlayan, çok esirgeyendir." (Zümer, 39/53) müjdesinin farkına vararak, günah ve kusurlarımızdan dolayı tövbe etmeliyiz. İbadet ve dualarımız ile Rabbimize yakınlaşmalı, Yüce Mevla'mıza, ailemize, çocuklarımıza, çevremize, milletimize ve tüm insanlığa karşı olan görev ve sorumluluklarımızı yeniden hatırlayarak yeni bir ümit ve kararlılıkla geleceğe bakma melekemizi güçlendirmeliyiz. Kurtuluş, af ve arınma gibi anlamlara gelen bu mübarek gecenin bize sunduğu manevi iklimde; Kur'an'ın bizlere öğrettiği, "Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka kaybedenlerden oluruz." (A'raf, 7/23) vb. dualar, tövbe istiğfarlar ve yakarışlarla beratımızı almamızın ancak, nuzûlünün 1400. yılını idrak ettiğimiz hayat rehberimiz olan Kur'an-ı Kerim'i anlamakla, yaşamakla, Sevgili Peygamberimiz (SAV)'in bizlere miras bırakmış olduğu sünnetini ve evrensel ahlakî erdemleri hayatımıza yansıtmakla mümkün olacağını hatırımızdan çıkarmamalıyız." 
Berat Gecesi Namazı Şaban ayının on beşinci gecesi kılınacak olan namaz yüz rekattır. Bu namazın her rekatında, Fatiha'dan sonra on kere ihlas süresi okunur. Yüz rekat kılan kişi bin defa ihlas süresini okumuş olur. Hasan-ı Basri Rahmetullahı Aleyh'den gelen rivayete göre: "Otuz sahabeden dinledim, bu namaz için şöyle dediler: "Her kim bu namazı, berat gecesi kılar ise Allah-u Teala'nın yetmiş rahmet nazarı ona ulaşır. Her nazarda, kendisinin yetmiş ihtiyacı yerine gelir. Bunların en küçüğü, Allah-u Teala'nın mağfiretidir.
Berat Gecesi kılınan namazlardan biri de Peygamber Efendimiz'in kıldığı, Hz. Aişe'nin naklettiği şekildedir:
- Rasulullah kalkıp namaza durdu. Ayakta durması hafif oldu. Fatiha suresini okudu; sonra da küçük bir sure okudu. Gecenin yarısına kadar secdede kaldı. Daha sonra ikinci rekata kalktı. Ayakta iken, birinci rekatta okuduğu kadar bir şey okudu. Sonra yine secdeye vardı. Bu secdede dahi, tan yeri ağarıncaya kadar kaldı. Secdede o kadar kaldı ki, bunun için Yüce Allah ruhunu aldı sandım. Bana gelmesi uzayınca, kendisine yaklaştım. Hatta ayaklarına elimi sürdüm. Hareket ettiğini görünce rahatladım. Secdesinde şöyle dediğini işittim: "Azabından affına sığınırım. Dargınlığından rızana sığınırım. Senden sana sığınırım. Şanın yücedir. Sen kendi zatını övdüğün gibi, seni övemem..." Sonra kendisine sordum: "Ya Rasulullah, bu gece secdende bir şeyler okuduğunu duydum. Bunları daha önce okuduğunu hiç duymamıştım. Böyle demem üzerine, bana sordu: "Sen onları öğrenebildin mi"? Bu sorusuna karşılık: "Evet" deyince, şöyle buyurdu: "Onları hem sen öğren, hem de başkalarına öğret."
BERAT KANDİLİNİN ÖNEMİ
Her sene, Şaban ayının on beşinci Berat gecesinde, o senede olacak şeyler, ameller, ömürler, ölüm sebepleri, yükselmeler, alçalmalar, yani her şey Levh-i mahfuzda yazılır. Resulullah efendimiz, bu gece, çok ibadet, çok dua ederdi.
BERAT KANDİLİ DUASI
Bu geceyi ganimet bilmeli, tevbe istiğfar etmeli, kaza namazı kılmalı, Kur’an-ı kerim okumalı. Peygamber efendimiz Berat gecesinde, (Allahümmerzuknâ kalben takıyyen mineşşirki beriyyen lâ kâfiren ve la şakiyyâ) duasını çok okurdu.
Hazreti Muhammed Berat Kandili'nde şöyle dua ederdi;
“Allah’ım! Azabından affına, gazabından rızana sığınıyorum, senden yine sana ilticâ ediyorum. Senin şanın yücedir. Sana yaptığım senayı, senin kendine yaptığın senaya denk bulmuyorum. Sana layık bir surette hamd etmekten acizim”

Yine bu gecede edilebilecek kıymetli dualar var. Onlar da şöyle;
"Bismillâhirrahmanirrahim. Eûzu bi-afvike min ikâbike ve eûzu bi-ridâke min sahatike ve eûzu bike minke celle vechuke lâ-uhsî senâen aleyke ente kemâ esneyte alâ nefsike."
Anlamı:
"Ya Rabbi, cezandan affına sığınırım, gazabından rızana sığınırım, senden sana sığınırım, Zatın yücedir, seni övmek için kelime bulamıyorum, Sen kendini övdüğün gibisin."
BERAT GECESİ AMEL DEFTERİ YAZILIR
Berat Gecesi İslam alemi için en hayırlı gecelerden biridir. Zira bu gece amel defteri yazılır. Peygamberimiz Hazreti Muhammed Berat Gecesinin önemini şöyle anlatmıştır;
-Bu yıl içinde doğacak her çocuk, bu gece deftere geçirilir.
-Bu yıl içinde öleceklerin isimleri, bu gece özel deftere yazılır.
-Bu gece herkesin rızkı tertip olunur.
-Bu gece herkesin amelleri Allahü teâlâya arz olunur.
BERAT KANDİLİ NAMAZI KAÇ REKATTIR?
İslam alimlerine göre Berat Gecesi'nde kaza namazı borcu varsa iki rekât kaza namazı kılmanın sevabı, ömür boyu kılınacak nâfile namazların sevabından fazladır.
Eğer farz namaz borcu yoksa, isteyen nâfile namaz kılabilir. Bazı kitaplarda, (Berat gecesinde kılınacak namaza Salat-ül-hayr [Hayır Namazı] denir. Bu namaz yüz rekâttır. Her rekâtta Fatiha sûresinden sonra on defa İhlâs sûresi okunarak kılınır) deniyor.
BERAT KANDİLİ NAMAZI NASIL KILINIR?
Berat Kandili Gecesinde kılınan 100 rekatlık namaz var. 100 rekatlık bu namazı kılan kimse o sene ölürse şehitlik mertebesine nâil olur. Berat Kandili namazına şöyle niyet edilir;
"Ya rabbi , niyet ettim rızâ-yı şerifin için namaza. Beni afv-ı ilâhîne , feyz-i ilâhîne mazhar eyle. Kasvet-i kalbden , dünya ve ahiret sıkıntılarından halas eyleyip, süedâ defterine kaydeyle"
NAMAZIN KILINIŞI
- 2 rekatta bir selam vererek kılınır.
- Her rekatta Fatiha Suresi’nden sonra 10 tane İhlas Suresi okunur.
- İlk rekatlarda Fatiha’dan önce Sübhaneke okunur.
- Fatiha’da Besmele çekilir, İhlas surelerinde ve Sübhanake’de Besmele çekilmez.
- Namazın tamamını peşpeşe kılmak gerekmez. Ara verilebilir, abdest tazelenip tekrar devam edilebilir.
- Bu namaz gece tamamlanamazsa, kerahet vakitlerine dikkat etmek koşuluyla ertesi günün ikindi namazı vaktine kadar yetiştirebilir.
BERAT KANDİLİ KISA NAMAZ
Berat gecesi kılınan namazlardan biride iki rekat olarak kılınır.
Birinci rekatta Fatiha okunduktan sonra kısa bir sure okunarak rükuya gidilir. Rükudan doğrulur ve secdeye gidilir. Secdede uzun sure kalınır, bu konuda belli bir tahdit yoktur, ne kadar dayanabilirsen.
İkinci rekatta da aynı şekilde Fatihadan sonra kısa bir sure okunur. İlk rekatta olduğu gibi secdeye gidildiğinde yine uzun sure secdede kalınır. Gücünüzün yettiği kadar. Secdeden kalkılır tahiyatta okunacaklar okunur ve selam verilir. Selam ile birlikte eller dua için alemlerin Rabbine kalkar...
HAZRETİ MUHAMMED BERAT NAMAZINI NASIL KILARDI?
Bu namaz hakkında Hz. Aişe Radıyallahu An-hum'a validemiz, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir.
-"Ya Aişe, bu gecenin nasıl bir gece olduğunu bilir misin? Bende
-"En iyisini, Allah ve Resulü bilir." Dedim. Şöyle buyurdu:
-"Bu gece şaban ayının yarısıdır. Dünya işleri ve kulların işleri bu gece Yüce Hakka arz edilir. Bu gece cehennemden azat edilenlerin sayısı; kelb kabilesinin koyunları sayısı kadardır. Bu gece bana izin verir misin"?
-"Olur" dedim. Kalkıp namaza durdu. Ayakta durması hafif oldu. Fatiha suresini okudu; sonra da küçük bir sure okudu. Gecenin yarısına kadar secdede kaldı. Daha sonra ikinci rekata kaktı. Ayakta iken, birinci rekatta okuduğu kadar bir şey okudu. Sonra yine secdeye vardı. Bu secdede dahi, tan yeri ağarıncaya kadar kaldı. Secdede o kadar kaldı ki, bunun için Yüce Allah ruhunu aldı sandım. Bana gelmesi uzayınca, kendisine yaklaştım. Hatta ayaklarına elimi sürdüm. Hareket ettiğini görünce rahatladım. Secdesinde şöyle dediğini işittim:
"Azabından affına sığınırım. Dargınlığından rızana sığınırım. Senden sana sığınırım. Şanın yücedir. Sen kendi zatını övdüğün gibi, seni övemem..."
Sonra kendisine sordum: "Ya resulullah, bu gece secdende bir şeyler okuduğunu duydum. Bunları daha önce okuduğunu hiç duymamıştım. Böyle demem üzerine, bana sordu: "Sen onları öğrenebildin mi"? Bu sorusuna karşılık: "Evet" deyince, şöyle buyurdu:
"Onları hem sen öğren, hem de başkalarına öğret."
BERAT NAMAZINDAN SONRA NE YAPILIR?
Allâhü Teâlâ'nın "Hû" ism-i şerîfinin ebced hesabına göre değeri 11'dir. Resûlullâh Efendimiz'in isimlerinden "Tâhâ"nın ebced hesabıyla değeri 14 olduğu için aşağıdaki 11 şey 14 kere okunur.
Bunlar;
1.İstiğfar:
2.Salevat-ı Şerife (Allâhümme salli alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âli seyyidinâ muhammed)
3.Fatiha-i Şerife
4.Ayet'ül-Kürsî
5.Tevbe Sûresinin son 2 ayeti besmele ile. (Lekad câeküm)
6. 14 kere Yâsîn, Yâsîn … dedikten sonra 1 Yâsîn-i Şerîf.(Yâsîn-i Şerîf'te 7 zahiri, 7 batini "Mübîn" vardır. Böylece o da 14 olur.)
7.İhlas-ı Şerif
8.Felak Sûresi
9.Nâs Sûresi
10. "Sübhânallâhi ve'l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l- azîm." duası 14 kere.
11.Salevat-ı Şerife 14 kere okunur ve dua edilir.(Allâhümme salli alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âli seyyidinâ muhammed). Salat-ı Münciye okumak daha efdaldir.
BERAT KANDİLİNDE NE YAPMALI?
1- Gece bir saat kadar ibadet etmekle, gece ihya edilmiş olursa da, vakti müsait olan, gece hiç uyumamalı.
2- Mümkünse din büyüklerimizin kabirlerini ziyaret edip feyizlerine kavuşmalı.
3- Kendimiz ve bütün müminler için, dua ve istiğfar etmeli. Namazdan sonra çok dua etmeli, özellikle hayırlı dua etmeli. Duada ısrar etmeli, yani duayı çok tekrarlamalı. Peygamber efendimizin Berat gecesinde okuduğu, (Allahümmerzuknâ kalben takıyyen min-eş-şirki beriyyen lâ kâfiren ve şakiyyen) duasını çok okumalı.
4- Aile efradıyla merhametli konuşmalı, onlara iyi davranmalı.
5- Kur’an-ı kerim okumalı, özellikle Rabbenâ âtinâ ve Âmenerresûlü’yü çok okumalı.
6- Kazası olmasa da, çok kaza namazı kılmalı. Namaz dışında secde ederek, secdede dua ve istiğfar etmeli, mümkünse toprağa secde etmeli, secdeyi çok yapmalı.
7- Güzel koku sürünmeli.
8- Allahü teâlâya hamd ve şükretmeli.
9- Oruçlu olarak kandili karşılamalı.
BERAT KANDİLİ NEDİR?
Berat Kandili (Beraat Kandili), islam dininde kutsal kabul edilen gecelerden biridir. Şaban ayının ondördüncü gününü onbeşinci gününe bağlayan gecesi Berat gecesidir. Osmanlı İmparatorluğu'nda II. Selim'den itibaren minarelerde kandil yakılmasıyla kandil adını almıştırberat kandili
Berat gecesi, Kur'an-ı Kerim'in Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygambere ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.
Aslı "Beraettir." Beraat sözlükte, "bir zorluktan kurtarmak ve beri olmak" demektir. Bu geceye, bereketli ve feyizli bir gece olması sebebiyle mübarek gece; günahların affı ve kulların temize çıkarılması sebebiyle Beraat gecesi ve kulların ihsana kavuşmaları nedeniyle de Rahmet gecesi gibi adlar da verilmiştir.
Müslümanlar bu geceyi ibadet ve taatle geçirmenin pek çok sevabı ve feyzi olduğuna inanır. Bu konuda Resul-u Ekrem şöyle buyurmuştur:
"Şaban ayının on beşinci gecesi olduğu zaman, gecesinde ibadete kalkın. Ve o gecenin gündüzünde (kandilden sonraki gün) oruç tutunuz. Çünkü o gece güneş batınca allah Teala o andan fecir oluncaya kadar: 'Benden mağfiret dileyen yok mu, onu mağfiret edeyim. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım. (Bir bela ile) müptela olan yok mu, ona kurtuluş vereyim' buyurur."
kaynak http://www.mynet.com/
TÜM İSLAM ALEMİNİN VE TÜM İNANANLARIN BERAT KANDİLİNİ KUTLAR , HAYIRLARA VESİLE OLMASINI TEMENNİ EDERİM.BEYAZ BÜLTEN 





Haberin Devamı ►

1 Mayıs 2014 Perşembe

Hz. Muhammed’in Mekke’de doğduğu evin kalıntılarına buldozer tehdidi

0 yorum

Hz. Muhammed’in Mekke’de doğduğu evin kalıntılarına buldozer tehdidi


Dünya Müslümanlarının hacı olmak için ziyaret ettikleri Mekke Kenti’nin büyük bir kısmının yeniden inşasını öngören yeni projenin şehirdeki pek çok kutsal mekanı tahrip edeceği bildirildi. 

Gazeteye konuşan İslam bilimcileri söz konusu projenin Hz. Muhammed’in doğduğu evin kalıntıları olan yere de zarar vereceği konusunda hemfikir.
Detayları independent.co.uk tarafından ele geçirilen söz konusu planın onaylanması halinde, kentte bulunan Mescid – i Haram ya da bilinen diğer adı ile Büyük Cami’de bulunan küçük kütüphane binasının mevcut yerinden kaldırılarak başka bir yere taşınması gündeme gelecek. Ancak bilim adamları, konuyla ilgili olarak yaptıkları açıklamalarda, söz konusu kütüphane binasının bulunduğu yerde Hz. Muhammed’in doğduğu evin kalıntılarının bulunduğunu söylüyor.
Yakınlarında bulunan metro istasyonunun yeniden inşaatı ve Suudi Krallığının kurucusu Kral Abdulaziz adında yaptırılacak büyük kütüphane binasının inşaatı sebebiyle mevcut yerinden kaldırılmasına ilişkin planların geçtiğimiz yıl Suudi Arabistan Kraliyet Ailesi tarafından değiştirilmesi, söz konusu küçük kütüphanenin eski yerine kalmasına yönelik umutları arttırmıştı. Ancak bölgenin yeniden inşaatından sorumlu müteahhit şirket olan Saudi Binladin Group, Krallık Sarayı’nın hemen bitişiğinde bulunan binanın, imam konutu inşaatına yer açılması için mevcut yerinden kaldırılmasını önerdi.
Suudi Kraliyet Ailesi, Abdulaziz el Suud’un Arap Yarımadası’nda iktidara geldiği 19. yüzyıldan bu yana resmi din olarak kabul edilen İslam’ın vahhabi anlayışına mensup.
Kraliyet yetkilileri Hz. Muhammed’in doğduğu ev olan Beyt ül-Mevlid’in kutsal bir kalıntı olduğunu reddediyor ve Allah’a şirk koşmak sureti ile Allah’tan başka ilahlara ibadete sebep olacağı sebebiyle korunmasına karşı çıkıyor.
Mekke’yi gökdelenler ve lüks otellerle dolu büyük bir mega kente dönüştürmeyi öngören, bu sayede ülkeye on milyarlarca Dolar tutarında yatırım yapılmasına olanak tanıyan ve aynı zamanda maksimum seviyede Müslüman hacının aynı anda ibadet edebilmesi için Büyük Cami’nin olabildiğince büyütülmesini de amaçlayan dev proje, dini ve kültürel değerlerin korunmasına ilişkin olarak hazırlanmış hiçbir arkeolojik raporu dikkate almadan ilerliyor.
Beyt ül-Mevlid’in olası tahribatı ise projeyi eleştiren bilim adamları için bardağı taşıran son damla oldu. İngiliz İslam Mirası Araştırma Fonu’nun başkanlığını yapan tarihçi Dr. İrfan el Alavi, ‘‘Suudi Krallığı’nda ayakta kalabilen ender tarihi miraslardan bir tanesi, tüm Dünya Müslümanları için kutsal bir emanet niteliğinde olan Peygamber Hz. Muhammed’in doğduğu evdir’’ diyor ve pek çok insanın bu kutsal emanetin yok edileceğinden haberi bile olmadığını da sözlerine ekiliyor:
‘‘Söz konusu ev, milattan sonra 787 yılında Abbasi halifesi Harun Reşid’in annesi tarafından satın alınmış ve kendisi tarafından evin olduğu yere harika bir cami yaptırılmıştır. İspanyol gezgin İbn – i Cübeyr tarafından 12. yüzyılın sonunda kaleme alınan notlarda bu camiden bahsedilmekte. İbn – i Cübeyr muhteşem bir yapı olarak tarif ettiği caminin büyük bir kısmının altından yapıldığını söylüyor. Bu cami 1803 yılında Mekke’yi ele geçiren ve şu anki Suudi Krallığı’nı kuran hanedanlığın orduları tarafından yok edilene kadar aktif olarak kullanılmıştır. Şehrin Osmanlı İmparatorluğu yönetimi altına tekrar girmesinin ardından söz konusu cami yeniden inşa edilmiş, ancak 1924’te Suudilerin kenti yeniden ele geçirmesiyle bir kez daha yerle bir edilmiştir. Şu anda bu caminin bulunduğu yerde halka açık küçük bir kütüphane bulunmaktadır. Yüksek bir yapı niteliğinde olmayan kütüphane, kapılarını ziyaretçilerine ender olarak açmaktadır ve buldozerlerin yolu üzerine bulunan az sayıdaki tarihi miraslardan biridir. Bu kütüphane binası, kendi temelinin altında bulunan tarihi kalıntıların korunması amacı ile 1950’li yıllarda inşa edilmiştir’’.
Büyük imam konutunun ve kraliyet sarayının inşaatı, Peygamber’in doğduğu evden arta kalan ve şu an toprak altında bulunan kutsal tarihi kalıntıların neredeyse kesin olarak yok olması manasına gelmekte. Çünkü inşaatın başlamasının ardından kazılacak olan temeller betonla doldurulup tüm zemin mermerle kaplanacak ve ileride gerçekleştirilebilecek olan tüm olası arkeolojik araştırma ihtimalleri de böylelikle ortadan kalkmış olacak.

Tamamını oku: http://turkish.ruvr.ru/2014_02_25/Hz-Muhammedin-Mekkede-dogdugu-evin-kalintilarina-buldozer-tehdidi/


Haberin Devamı ►
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

Copyright © BEYAZ BULTEN Design by O Pregador | Blogger Theme by Blogger Template de luxo | Powered by Blogger